Ne Anlatıyorum?
Serius est quam Cogitas
Asıl çevirisi ”Düşündüğünden daha geç” olsa da genellikle ”Zaman düşündüğünden daha geç” olarak kullanılıyor. Roma dönemi güneş saatinin üstünde yazan bu söylem zaman kelimesini içermese de saate baktığımızda zamanın hep düşündüğümüzden daha geç olduğunu hatırlatıyor bize. Bu gerçekten doğru mu?
Burada paylaşacaklarımın bir kısmı bu söylemden etkilenen kahramanlarla alakalı. ”Ah şimdi ki aklım olacaktı…” diyen kahramanlar. Zamanın her türlü koşuda geride bıraktığı kahramanlar hakkında.
Günde en çok göz göze geldiğimiz şey olan saatler ve onların üzerimizdeki hakimiyeti olan zaman mevhumu üzerine daha birçok şey yazmak isterdim. Fakat saatin üstünde de yazdığı gibi serius est quam cogitas!

Yüzde On’um
Bilim deney ve gözleme dayalıdır. İlk okul sıralarında bilim ile alakalı bize öğrettikleri ilk şey buydu.
Kontrol grupları, hata payları, tekrar edilen deneyler ve gözlemlerin istatistiki tutarlılığı. İşte bunlar hep bilim. Bunu küçümseyerek söylemiyorum yanlış anlaşılmasın. Yukarıda saydıklarım olmasaydı muhtemelen birbirimize hala ok atıyorduk. Oysa artık uzun menzilli hedef isabet oranı %100 olan roketlerimiz var.
Bilimden uzak olan bu sayfalarımda uzun menzilli cümlelerim %10’umu oluşturan cephaneliğimi kullanmakta. Fakat %10’umdan dökülen bu sayfaların infazlarını hala %90’ımdan daha iç açıcı bulmaktayım.

Sessizliği Dinlemek
Günlük yaşantımız o kadar kalabalık ve gürültülü ki. Bu kadar gürültünün arasında çoğu zaman ne konuştuğumuzu, ne anlatmak istediğimizi ya da ne dinlediğimizi bilmiyoruz bile. Diyaloglarımızda o kadar yoğun trafikler yaşanıyor ki insanlar artık sadece kendi konuşma sırası gelsin diye başkalarını dinler haldeler.
Öte yandan susmanın alışkanlık yapan bir cazibesi var. Sıkışık bir trafiğin yanında elinde sigarayla yürümek gibi acelesiz ve tadına vararak. Zamandan uzak mekandan soyut bir hissiyat ile yeterince uzun sustuğumuzda geri kalan herkesin usul usul konuştuğunu duymaya başlıyoruz. Bugün değil fakat birgün siz de bu acelesiz cümleleri duymaya başlayacaksınız.
İşte böyle… Yeterince sustuğumda duymaya başladığım kahramanların çoktan geç kalmış fakat acelesiz seslerini sahip olduğum yüzde onluk gerçeklikten uzaklığımla kaleme almaya çalışıyorum.
